Dünyanın en güzel kitaplarını okuyoruz


Okuduklarımdan da belli olacaktır ki; insanların duygularına ortak olmaya bayılıyorum. Hayatta yapabildiğim en iyi şeylerdir; empati, başka hayatlara ve duygulara tanıklık vs. 

Yazarlar size ne kadar saydam olabilir, güvenir misiniz bilmiyorum. Ama biz onları her ne kadar içimizden biri gibi de baksak bizi kandırıyorlarsa bile bunu deha bir ustalıkla yapabiliyorlar. Benim için bu durumun önemi de yok açıkçası. Hani bazı filmler çok iyi gelir size; o kadar etkilenirsiniz ki gerçek gibi izler ve hiç bitmesini istemezsiniz. Kitaplar bu konuda bir tık daha üstte bence. Geniş zamanlara yayıyorsunuz; ne zaman buluşacağınızı kendiniz seçiyorsunuz. Ve genelde en verimli zamanlarınızı onlara ayırıyorsunuz. Bir hayat paylaşmak kolay iş değil. Yani ben boş zamanlarımda kitap okumuyorum, kitap okumak için zamana kolluyorum; yaratıyorum. 
İşe gidiş- gelişlerimde metrobüse ilk noktadan binebilme şansına(!) sahip olduğumdan yerimi alır almaz kitabımı çıkartıyorum ve kimse kulağımı tırmalamasın diye bir de kulaklık takıyorum; değmeyin keyfime...


Kitaplar hakkında defalarca ve sayfalarca yazı yazabilirim. Bu postun asıl amacına gelirsek elimdeki kitap. 


Son kitabım Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli; filmini de bulabilirsiniz.
Açıkçası kalbimde geniş bir köşesi var sonradan filmlerini de izleyebileceğim kitapların. Zaman zaman taşları yerine oturtsalar da asıl olan sizin kafanızın içinde yaşayan görseller oluyor. 
"Ben daha muazzam hayal etmiştim" diyorsunuz. Hayal kırıklığı değil de kendi beyninize-yaratıcılığınıza teşekkür ve test için sadece. 




Tamamıyla bir iç dünya öyküsü. 
Zebercet, Anayurt Oteli görevlisi, hayatında bir kez gördüğü bir kadını size defalarca zihninden cinsel bir düş gibi yansıtacak. 
Zihnine tanıklık edebileceğiniz kısa ama derin bir öykü.




Bu soğuk kış günlerinde hızlıca geçecek hafta içleri diliyorum.

Samimiyetle... ^ ^




Yorumlar

Popüler Yayınlar