Kahve kokusu ile*



Güne kahveyle başlamak gibi marjinal bir mottom yok.
Kahve içip ayılmak gibi de... Ama kahveyi kendiniz yapacaksanız ya da Starbucks gibi bir kahve dükkanından sıra bekleyip alacaksanız zaten tadına bakana kadar ayılıyorsunuz, bu da bir gerçek.

Bahsettiğim kahveyi asla yabancı menşeilerle de sınırlandırmıyorum. Zira Türk kahvesinin hissettirdiği tutkuyu hiçbirinden almam. Ama kahve içmek kararlı bir seçimdir; ne istediğini bilmektir, diyorum. Kahveyi asla “Bir kahve!” diyerek istemezsiniz mesela. 
Az şekerli, orta, sütlü, karamelli, hindistan cevizli, romlu, damla sakızlı, çikolatalı... Mutlaka bir seçiminiz olmalı. Bu bazen hayata karşı duruşunuzu da reklamlandırır-mış, kimileri böyle diyor. Şekersiz ve sütsüz içtiğiniz kahveler için mizacınız sert bulunuyor; hem sütlü hem de süt köpüklü kahveler için sıcak ve yumuşak insan profili çizdiğiniz söyleniyor. Bunu insan mizacına asla yükleyemem ama duygu durumuna entegre edebilirim *çoğunlukla.

Çayın kalabalıkla arası iyidir; kahve yalnızlık ister” de demeyeceğim. 
Çünkü ikisini kıyaslamak dünyanın en dengesiz kıyası olur.

Her kahve içişimde bunu bir geçiş törenine dönüştürüyorum. 
Kahve fincanı çeşitliliğine ise ba yı lı yo rum. Dünyadaki her çeşit mug ya da küçük Türk kahvesi fincanı benim olmalı, gibi. 
Tek başıma kendi yaptığım kahveyi içiyorken bile görünümde nirvanayı yakalamak için beyhude bir çabam var. Yanında getirdiğim çeşit çeşit çikolata, lokum ve bilumum kakao aromalı şeyleri özenle hazırlıyorum. -Evdeysem en önemli detay kitap oluyor. -
 Dışarda içtiğim her kahvede de bu detayı asla atlanamaz bir kriterle, muhakkak arıyorum.



Kahve içişlerimi birileriyle paylaşmak ise kimilerinin aksine özel benim için. Kahve içmek istediğimde bunu o an'a layık olabilecek biriyle yapmak istiyorum. 
Kahve seven ve bu durumu duygusal olarak benim gibi abartabilen bazen :)


Hiçbir gıdada yeniliğe açık olmayan ben kahvenin envai çeşidini denemek için bünyemi hazırda bekletiyorum.
İddaalı da değilim ama en iyi kahveyi yapana kadar bütün kahveleri ben pişiriyorum.




Bıraktığı tadı kahvenin yapılış kalitesiyle özleştiriyorum. İçtiğim her kahveden sonra 
 ”İyi ki içtim, ne kadar güzeldi!” 
demeliyim.

Ağzımda bıraktığı tadı hatırlamalıyım. İnsanlara baktığım gibi bakıyorum kahvelere de. 
Bana bir şey katmayan, iz bırakmayan kahveyi n'eyleyeyim?




Kırk yıl hatırlı, ekstra keyif köpüklü mutlu günler ve haftalar sizin olsun.. 





Naçizane, benden... ^-^











Yorumlar

  1. benle olan içişlerini belgelememişsin, sevmedim :*

    YanıtlaSil
  2. Sen benim için ayrı bir post olursun Nes'im :*

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar