Kalp Ağrısı



İşte bu güzellik iki haftadır elimde, maalesef... Maalesef diyorum çünkü kendisine karşı hissettiklerimle doğru orantılı olarak okumayı becerebilseydim bir-iki günde bitmeliydi.
Halide Edip Adıvar'ın 1924 yılında kalemine konuk ettiği mis gibi hikayemiz: KALP AĞRISI.




Böyle kişilerle arkadaşlık kurmayı seviyorum: Zeyno gibi.
Nasıl güçlü nasıl çırpınıyor ve nasıl ortada bıraktığı küçük çarpıntılı mantık, tüm vücudunu parçalarken...
 Öyle olmaz mı?

Zeyno güçlü; ilişkisine, bağlarına, arkadaşlarına ve sosyal hayatının karakteristik duruşuna mütamadiyen bağlı. Kalbî konularda mantığını devreye sokup küstahça davranan zalim; üç farklı adamın hayatının şartı olduğu, kimi zaman arkasını dönse de her şeyi asla ilkelerine zarar vermek istemeden yaşamayı seçen; kıvılcımların yüksek görsellerine kendini kaptırmayan, bir buhrana kapılıp peş kovalamayı hayatından tamamen çıkaran akıllı kadın Zeyno. 
Ta ki Hasan ile tanışana kadar...
Zeyno'nun gücü, zalimliğe sığınan ürkek sevgisi ve heyecanı onda sevmem için yeterli sebepler oldu. Hasan'a ise çokça zaman kızdım; acizliğini kararsızlığını merhametin altına saklanan o seçememezliği bazen sizi çileden çileye sokabiliyor. Her ne kadar kalbi derin çapkınlıklarla dolu olsa da mütevazilik bahçelerinde dolaşan sakin yaşamını nüfuz etmek isteyen genç ve yakışıklı askerimiz...
Saffet, doktorumuz, Zeyno'nun yareni, ebedi dostu, -heyecan hariç- mantık çerçevesinde Zeyno'nun kalbine yarıştığı ama asla karmaşık puzzle tamamlayıcısı olamayan, yufka yürekli Saffet...
Azize ise aciz kelimesinin vücut bulmuş hali, hakaret manasında değil tabii. Kalbinin yarattığı buhrana bir şekilde karşı koyamıyor; öyle düşkün öyle zayıf ki kendi başına kaderini şekillendirebileceği tek bir elle tutulur kimliği yok, fikri yok. Sadece hayat onu savurdukça oradan oraya bir şekilde -ama en kötü şekilde- savruluyor kendince. İstediğini nasıl elde edeceğini bilemeyen, salt bir özenti genç hanım.
Miralay, ihtiyar delikanlımız; Zeyno'nun hatırlatıcısı, kaçışı, parçasını bulduğu fakat tamamlayamadığı.
Dora'dan bahsetmeyeceğim....



Her şey ne kadar çok Zeyno'nun etrafında dönüyor değil mi?Ama öyle güzel, içten anlatıyor ve öyle sizi yormadan kendi evine davet ediyor ki aslında elinizden bir an bile bırakmak istemiyorsunuz. Yaşasın edebiyat dedim içimden bin kere okuma seanslarımda. Bunu her fırsatta diyeceğim zaten fakat kitaplara tarifsiz aşık genç kızlar gibi davranıyorum: Bu defa farklı çok güzel diyerek...


Kalbime dokunan her şeyi istisnasız seviyorum; sevdiğimi söylemeye de daha bir bayılıyorum. Özellikle içinde tutku barındıran her şeyle bağ kurmak için kendimi paralıyorum.

*Tutku, önemli...




Yorumlar

Popüler Yayınlar