İçimizden geçenler, kipatlar*


Buraya giriş yaparken sevdiğim şeyleri ve anlatmaya değer şeyleri dile getireceğime dair kendime bir söz verdim. 
Öyle de yapacağım, söz. 
Mesela şu an en yakınım, kipatlarım... 


Kitapların sevdiğimiz insanların kokusu olduğunu düşünürüm hep. Yanımızda değilseler bile küçük bir an onları hatırlatmaya yeter; ruhlar alemine ışınlanırız aniden. "İşte bu!" diyebildiğimiz, ruhumuzun o kokudaki şölene kapıldığı dakikayı hiç bitirmek istemezcesine yavaş yavaş sindire sindire kokuyu tüm hücrelerinizde hissetmek gibi.
*Zaten kitap ve kahve kokusu bu dünyaya ait olamayacak kadar muazzam masumiyet içeriyor. 

 Elle tutulur olmayan şeylere daha bir farklı tutku duyar insan, hepimizin duygusal boşlukları; kelimelerle ifade ettiğimizde hissi azalacakmış gibi gelen anlardan ibaret değil mi zaten? 
 Yani bir şey elinizde değilse bıraktığınız yeri asla unutmuyorsanız; rengini, şeklini, desenini görmeden bile ezber etmişseniz o şey sizin olmayı; siz de onu sevmeyi hak etmişsinizdir. Ben öyle ilan ediyorum, hak edeceğiz. 
Hüznün mutlulukla karıştığı anlara çılgıncasına aşk besliyorum içimde. Hatta o anlar için ömrümden defaatle yıl feda edebilirim. Yani kitap okurken de "Beni üzdü" diyerek ondan kendimi ayırmıyorum ya da üzdüğü için daha çok bağlanmıyorum. Muazzam hayatlar yaşamadığımıza inanıyorum. Her zaman bir sonraki seviyeyi görmeliyiz, daha çok-daha başka anlara tanık olmalıyız. Kendi hayatımız renkli de olsa iniş çıkışlı fırtınalar içinde de savrulsak hep daha başkası diyorum. Bu da benim mottolarımdan biri işte. 
*Hayatımda ne zaman elimdekiyle yetindim ki...

Dediğim gibi başka hayatlara bayılıyorum ve onlar için de yaşayabilirim. Şu an radyoda çalan şarkıda da dediği gibi "hiçbir kalpte kalamam içinde iyilik yoksa". İyi insanların, iyi hayatların içlerindeyim belki asıl insanlardan habersiz. Birbirlerine duydukları sevgiyi, saygıyı, samimiyeti hep dışardan gözle, tertemiz, mis gibi görebiliyorum ve bunun bana verdiği haz, 
mu az zam! 
Tek kelime, altı çizili ve net. 

İşte asıl demem o ki, o sımsıcak insanlara ara verdiğimde kitaplara çılgıncasına sarılıyorum. Sanki yanlarında ben yokken arkadaşlarımın başına bir şey gelmiş de bana da durumları yazarak anlatmışlar gibi, komik mi ^.^ Öyle de olsa kötü kitap demiyorum işte, hepsi ayrı bir olay bende. 
Siz hoşça kalmadan önce elimdeki kitabın akıbetini söyleyeyim size... Son sekiz sayfam kaldı, iki gündür okumuyorum. Bitecek korkusu sardı beni veda etmek istemiyorum beni anlarsınız. Bırakıp gidemiyorum seviyorken ama fikrine bile asla alışamadığımız ayrılıklar bunlar "seviyorum ama hikaye bitti işte, artık gidelim" sonu... Tek tesellim güzelce bir devam kitabı var, hemen alıp bu ayrılığı böyle teselli edeceğim ^ ^ 


Tutkuyla*


Yorumlar

Popüler Yayınlar