Kızıl

O şehrin üzerinden kızıl bir nehir geçerdi zamanında. 
Yağmur yağdıkça aşk gibi gürül gürül akardı yataklarına... Derken ansızın yağmur kesildi, yağmadı uzunca bir süre. Nehirde de durum değişti; o tatlı kızıllık yerini acı kan kırmızısına çevirdi. 

Fazla üzmedi yağmur, yağmadı denecek kadar az da olsa gösterdi kendini. Ama hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Artık yağmur o tatlı kızıllığın rengini açtı; mayasını bozdu, soldurdu. 
Rengi açıldı nehrin ama devam etti akmaya, adı hala "kızıl deniz"di. Nereden geldiğini unutmadı. Niçin coşkuyla aktığını, renginin nereden geldiğini, en sağanak yağışlarda bile niçin kendini yağmura teslim etmediğini bir an bile unutmadı. Zamanla tüm şehir neredeyse çöl oldu ama nehir kurumadı, yalnızca herkesleşti. Bir daha kızıl olmayacağını anladı ve yağmura teslim oldu. Bütün nehirler gibi sıradanlaştı. 

Koyulduğu kabın şeklini alan sıradan bir su gibiydi. 

Artık karardı. 

Ne kızıllık kaldı, ne bayağılık. 
       


-
07.12.2015

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar