Ya doğmasaydın'ınımlardan: Sabahattin Ali...


Bazı doğumlar artık yaşadığımız zaman zarfında bir şey ifade etmese de içimizde bir yerlerde derin duyguları harekete geçiriyor. Sabahattin Ali'nin kalbimdeki yeri de bambaşka güzellikte. Herkesin yeri ayrı tabii. 
Hayatını herkesin bilmesini istiyorum, suçsa suç; saçmalıksa saçmalık. Bu dünyadan geçip giden bir Ali vardı ki gönüllerimizde kocaman bir tahta sahip. Ufak tefek bilgiler ekledim ama bilinmeyecek şeyler var. 
Mesela Sabahattin Ali, Aliye Ali'ye bir mektubunda "İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkında iltifatına teşekkür ederim. Ama bu doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? Hep genç kalacağım" der. Ne kadar sözünde durmak istedi kim bilir? Hiç yaşlanmadı Sabahattin Ali, hep öyle kaldı. Böyle olmasını eminim hiçbirimiz istemezdik, o da o niyetle yazmamıştır, tahayyül edilebilir.

Kitapları okurken satır aralarını da fark edebiliyorsanız tanımaya başlıyorsunuz yazarları; bu kişi kesin şöyle biridir demeseniz de bir izlenim oluşuyor kişi hakkında fakat mektuplar bunlardan çok daha şeffaf. Öyle ki korkuları, aşkı, hasreti, kararı ya da kararsızlığı her şeyi sere serpe atıveriyor önünüze. 
"Canım Aliye, Ruhum Filiz" kitabını okurken Sabahattin Ali sanki evimin abisiydi, amcamın oğluydu, üst komşumdu... O kadar yakındı. Birçok kişiye de tavsiye ettim bu şekilde okumasını. Tanıklık etmenizi istemediği o bazı anların içerisinde buluyorsunuz kendinizi, hep genç kalacağım derken o size yazılarıyla gülüyor ama siz sonu bilerek daha bir sarılıyorsunuz okuduklarınıza. İyi ki sonuçlara takılıp kalmıyorum, süreci daha önemli buluyorum diyorum hep kendime. Benim gibi olun ^^
Ya doğmasaydın deyip cevabını kendime veremediğim birkaç insan var hayatımda, birkaç da yazar/şair. Dünyadan geçmiş olmasalardı kim söylerdi onca sözü, kim o kitaplara binlerce yaşam sığdırırdı bilemiyorum. 
Sonsuza kadar kutlayacağım bir doğum günü, iyi ki doğmuş Sabahattin Ali.

Ya doğmasaydı?


Sevgiler.



Alıntıdır:
“Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku… Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. İnsan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş oldu. Fakat bu yetmiyor. Şiirlerimde de gördün ki, kitaplara rağmen çok ıstırap çektim. Çünkü candan bir insanım yoktu. Sen benim yarım kalan tarafımı ikmâl edeceksin.”

“İnsanların hemen hepsi hayatı karın doyurmak ve gelişigüzel biriyle yatmaktan ibaret farz edeler. Halbuki bu takdirde insanın diğer hayvanlardan ne farkı vardır, onların akılları da karınlarını doyurmak ve kendilerine bir eş bulmak hususunda kâfi derecede hizmet görüyor, ancak bunları düşünmek, onlardan hiç ayrı olmamak demektir, halbuki insanın bir de aklı vardır ki, yemek, yatmak, eğlenmek gibi şeylerle alakadar olmayan bir takım ihtiyaçlar taşır. Kendine yakın bir arkadaş arar. Kendisine yardım edecek diğer bir insan ister ve bunun mümkün olabilmesi için yardım isteyen diğer insanlara yardıma hazır bulunur. Sonra muhakkak sevilmek ister, bunun için de başkalarını sever. Düşün, dünyada yalnızlık kadar feci bir şey var mıdır, Tabii yalnızlıktan kafa yalnızlığını kastediyorum, yoksa dünya bir sürü kuru kalabalıkla dolu…”


Yorumlar

Popüler Yayınlar