Anneanneden Hisse (1)

     
Anneannem eşyalarına çok düşkündür, aile içinde sürekli ona takılır espriler yaparız. Evinden bir kaşık bile almak isteseniz "ne yapacaksın sen onu, ben sana yenisini alırım" der geçiştirir her kim ne istiyorsa. Geçen akşam aksilik bu ya bir tane bardağını kırıverdim. "Anaanee ben bunu kırdıımm" diye biraz yapay da olsa üzüntümü görünce "boşver kızım, ne üzülüyorsun bizimle mi yaşlanacak sandın" dedi. Bakakaldım, cümlenin güzelliğine mi yoksa anneannemden duyduğuma mı bilmiyorum. Onun da yüzündeki ifade pek kolay anlaşılacak gibi değildi ama alışmışlığını gördüm. Ne kadar evinde tutmak istediyse de tutamadığı her şey ve herkes için öyleydi. Sorarlarsa vermezdi hiçbir şeyini; göndermezdi kimseyi yanından ama ona sorulmadan kırılınca ya da gidince yapacak ne vardı? 
     B planı buydu onun, kadercilik. Canı cehenneme dediğim kader önceden mi yazılmış yoksa biz mi yön veriyoruz hala İsviçreli bilim adamları açıklayamadı ama anneannemin tepkisi açıkladı işte. Kader, ne yapayım'dı; elimden gelenle bu kadar'dı; bu sonucu istemiyorum ama bu kadarını becerebildim'di; sen bilirsin'di; bizimle yaşlanmayacak olduğunu kabullenmekti... 
Razı gelmekti aslında. Belki de kader tanrının bize bahşettiği jokerdi. Gücünüz yoksa, elinizden daha fazlası gelmiyorsa ya da kutsal bir şeye teslim ettiyseniz elinizdekini boşveren jokeri kullanıyordunuz işte. Oldukça da fazla sayıda var sanırım bu jokerden. Çünkü artık elinizden fazlası gelmiyorsa değil, elinizden geleni de yapmaya üşendiğiniz noktada sokuyorsunuz devreye. Bunu devamı vurdumduymazlık, boşvermişlik, genişlik, rahatlık... 

    İnsan kolay sahip olduğu şeyler üzerinden bonkör davranıyor çünkü. Razı gelmenin isyan etmemenin doğruluğuna o kadar inandırıldık ki kendimizi yüzyılın iyisi sanıyoruz kısmet değilmiş dediğimizde. Neredeyse zamanında ağıtlar yaktığımız gidenlerimizi bile şimdilerde "gökler verdi gökler aldı" diyip atacağız kenara. Bu değişen düzen değil, bu işlerin oluru da değil. İsyan etmenin olumsuz anlamlara çıkmadığı yerlerde yaşasak sorgulayıp sonuca ulaşsak daha mutlu olur daha az razı geliriz üzüntü veren şeylere. -Ölüm hariç.-


    Kıssadan değil de anneannemden hisseydi bu. Bütün hafta bu vardı bende. Kafamdaki şeyleri, hayal ettiklerimi, olmasını istediklerimi düşündüm. Onlardan umudu kesip unutmamışım, vazgeçmemişim de aslında; ben bildiğimiz yorulup pes etmişim, başa çıkamamışım, "razı olmuşum". Ne tuhaf değil mi insanın kendini bile sonradan anlaması. 
Üzülmeye razı gelip pes etmek savaşmaktan daha kolay demek ki. Bir pareto ilkesi işliyor bu durumda bence; %80'lik bir üzüntü, kaynağında sadece %20'lik bir razı oluştan ibaret.(?)

Demek ki... 


Yorumlar

Popüler Yayınlar